9 sene boyunca geçen sene hariç Saracoğlu’nda galibiyet haricine tanık olmadık. Her sene gelen Galatasaraylılar “Evet, bu sene o sene” demelerine rağmen, bir türlü o sene olmadı. Bu sene ise işler biraz daha değişmiş gibi duruyor, oynanan futboldan memnun olmayan büyük bir kesim var Fenerbahçe’de ve bu kesimin belli bir bölümü Galatasaray’ın özlemini çektiği galibiyeti bu sene alacağını düşünüyor. Geçen 9 haftaya bakınca Fenerbahçe’nin futbol namına bir şey yapmadığı ortada ama derbi ortamı her sonuca açık, Galatasaray da mükemmel futbol oynamıyor ama ara ara iyi maçlar çıkartıyorlar, istikrarsızlık en büyük sorunları. Fenerbahçe – Galatasaray maçından bahsediyorsak işler hiç bir zaman beklenildiği gibi gitmez, 3-0′dan 4-3 çevirilen maç, Johnson’ın 90.dakikada attığı frikik, 6 Kasım’da ki kolay kolay görülemeyecek maç bunlara örnek. 9 Kasım’da ki maçta böyle bir maç olur bana göre, garip bir skor çıkacakmış gibi geliyor, “bu sene o sene” değil sanırım …
Şampiyonlar Ligi 4.Hafta 2.Gün
Bir arkadaşım demişti, söz konusu Şampiyonlar Ligi ise 4.hafta beklenildiği gibi geçmez, hep farklı skorlar çıkar, bu salı ve çarşamba bir kez daha bunu kanıtladı. Aalborg – Villarreal maçı yine gollü geçti ama bu sefer galip çıkabilen olmadı, Villarreal galip gelse liderlik adına büyük bir avantaj sağlayacaktı, 5.hafta da ManU ile liderlik maçına çıkacaklar. Glasgow’da ise Celtic, son dakikalara kadar önde götürdüğü maçta sahneye Giggs çıktı ve Celtic’i UEFA’ya itti. Aynı senaryo Floransa’da vardı, Mutu ile umutlanan Fiorentina, Borowski’ye engel olamadı, büyük bir şansı teptiler. Lyon iki yarının da 44. dakikalarında gol attı, Bükreş’in işini iyice zora soktu, UEFA bile hayal olabilir. Fark yer denilen Fenerbahçe, Arsenal deplasmanından gol yemeden 1 puanla dönüyor, Carlos kötü, Lugano-Edu daha dikkatliydi fakat ofans namına hiç bir şey göremedik, Emirates’ten 1 puan çıkarmak her şeye rağmen iyi. Porto, 2.tur için son dakikada umutlanırken, Fenerbahçe’nin işini de zora soktu, İstanbul deplasmanında Lucho yok. Zenit alması gereken galibiyeti BATE deplasmanında buldu, UEFA yolları açık. Del Piero yine Madrid’i bitiren adam oldu, senelerdir çekiyorlar Del Piero’dan, Lippi’nin kulakları çınlasın …
Grup E
Aalborg BK 2-2 Villarreal CF (’54 Curth, ’82 Due – ’41 Rossi, ’75 Franco)
Celtic 1-1 Manchester United (’13 McDonald – ’84 Giggs)
Grup F
Fiorentina 1-1 Bayern Munchen (’11 Mutu – ’78 Borowski)
O.Lyon 2-0 S.Bucharest (’44 Juninho, ’89 Reveillere)
Grup G
Arsenal 0-0 Fenerbahce
Dinamo Kiev 1-2 FC Porto (’21 Milevsky – ’69 Rolando, ’90 L.Gonzalez)
Grup H
BATE Borisov 0-2 Zenit St. Petersburg (’34 Pogrebnyak, ’90 Danny)
Real Madrid 0-2 Juventus (’17, ’67 Del Piero)
Hala Yok !
Lippi geldi ama değişen bir şey hala yok, Del Piero Yunanistan ve Brezilya ile yapılacak hazırlık maçlarından önce kadroya alınmadı. Lippi’nin açıklaması ise Del Piero’yu iyi bildiğini, artık yeni yüzlere ihtiyaç olduğu şeklinde, tabii ki belli jenerasyon dönemi kapatmalı ama söz konusu Del Piero gibi biriyse, böyle bir lider paha biçilemezdir …
3 Numara vol. 2
Çocukluktan beri saçını 3 numaraya vurmayan biri olarak garibime gidiyor bu halim. İşin garip tarafı benden çok berberin zoruna gitmesi, ilk defa 3 numaraya vurduracağımın gerçeğini öğrenince “emin misin abi?” sorusu hiç bitmedi, traştan önce 3-4 kez sordu, makinayı ilk kafama yan taraftan vurduktan sonra bir daha gösterdi, belki çocuğu kötü yoldan kurtararım düşüncesiyle 2-3 kez de o zaman sordu, kararlıydım, artık baş koymuştuk bu yola nasıl olsa. Traş bittiğinde benim için hava hoştu fakat berber için hüsran vardı. Derbide rakipten 5 yemiş taraftar sesiyle “başka bir isteğin var mı?” sorusunu sitemkar bir şekilde bana yöneltti, giden gitti, kalan sağlar bizimdir diye düşünüyorum da acaba berber yerde ki saçlarımı saklıyor mudur ?
Şampiyonlar Ligi 4.Hafta 1.Gün
Anorthosis gecenin tek sürprizini yapan değil tabii ki, 1-0′dan 1-1′e gelince, sorun yok çözülür birazdan diye düşündüm, Materazzi’nin golü gelince buraya kadar dememe rağmen ilk yarı bitmeden 2-2 oldu, Anorthosis öne geçmesine rağmen Cruz, Inter’in 1 puanı kurtarmasına sebep oldu. Pep deplasmanda 5 atınca rahat çıktığı Nou Camp’ta hüsrana sebep oldu, Eren’in golüyle Basel, Barça deplasmanından 1 puan aldı. Ligde üst üste kaybettiği maçlardan sonra Roma, Chelsea’yi evinde 3-1 ile geçti, aslına bakılırsa Roma çok üstün oynamamasına rağmen sonuca gitmesini bildi, gizli golcü Panucci ve Vucinic, Chelsea galibiyetinin skorerleri oldu. Werder evinde Panathinaikos’a 3 golle boyun eğdi, ligde ki kötü sonuçlara Avrupa’da bir yenisini eklediler, değişiklik zamanı yaklaşıyor. Lucescu’nun kafası rahat, ayrılacağı bilinen bir gerçek, Sporting’e bir kez daha aynı skorla yenildiler. UEFA yolunda Ukrayna’da ki Basel maçı kaderlerini belirleyecek. Roma’yı deplasmanda yenen Cluj evinde Bordeaux maçını kaybetti, ilk yarıda gelen goller sonucu belirledi. Atletico Madrid liderliği alacakken hakemin kurbanı oldu, Gerrard çok güzel oynadı(!), son dakika penaltısı Madrid’de ki skorun tekrarı oldu. Marsilya evinde PSV’yi ezdi, PSV eskisi gibi değil, UEFA yolu kapanabilir bu maçtan sonra …
Grup A
AS Roma 3-1 Chelsea FC (34′ Panucci, 48′ Vucinic, 58′ Vucinic – ’75 Terry)
CFR Cluk 1-2 Bordeaux (’9 Dani – ’6 Gourcuff, ’38 Wendel)
Grup B
Anorthosis 3-3 Inter (’31 Bardon, ’45 Panagi, ’50 Frousos – ’14 Balotelli, ’44 Materazzi, ’80 Cruz)
Werder Bremen 0-3 Panathinaikos (’58 Mantzios, ’70 Karagounis, ’83 Tziolis)
Grup C
Barcelona 1-1 Basel (’62 Messi – ’82 Eren Derdiyok)
Sporting Lisbon 1-0 Shakhtar Donetsk (’73 Derlei)
Grup D
Liverpool 1-1 Atletico Madrid (’90+ Gerrard – ’37 Maxi Rodriguez)
Marseille 3-0 PSV Eindhoven (’30 Kone, ’62-’71 Niang)
Football Manager 2009
Son Viraj, Son Şampiyon
2007 sezonunu kapatırken de böyle bir final vardı, Brezilya’ya rahat geldi Hamilton, bir türlü yolunda gitmedi işler, Alonso’nun egoları vurdumduymazlığa vurunca Hamilton çaylak pilotluktan şampiyon pilot ünvanına terfi edemedi. 2008′de Hamilton adına değişen bir şey yoktu, sadece rakip değişti. Raikkonen değil Massa vardı bu sefer. Alonso ile aynı takımdayken bile yardım etmemişken Briatore’nin güdümündeyken yardım etmesi beklenemezdi, Massa’nın arkasında olduğunu açıkladı, hiç şaşırtmadı. İspanya’da yaratılan ırkçılık furyasında büyük bir paya sahip olduğunu düşünenlerdenim. Son 7-8 tura kadar Hamilton zorlamadan, kontrollü bir şekilde şampiyonluğa yürüyordu. Yağmurun gelmesi, Glock’un risk alması işin rengini değiştirdi, son 2 tura girilirken Massa şampiyonluğa sürdü Ferrari’yi, hatta son çizgiyi geçtiğinde de Massa şampiyon gözüküyordu. Ne olduysa son viraja gelinirken oldu zaten, Glock yavaşladı, önce Vettel sonra Hamilton geçti ve şampiyonluğu hak edene bıraktı. Glock’a yüklenilmesinin bir anlamı yok, eğer Massa şampiyon olsa şampiyonluğu getiren hareketi Glock yapmış olacaktı, Hamilton’ı kollamak istese zaten risk alıp lastik değiştirmeme yolunu seçmezdi. Brezilya’nın tek efsanesi her zaman Senna olacak …









